Menü

Atölye ve Kepenk/Gamze Öğretmen Söyleşi

Merhaba Arkadaşlar.. Gamze Öğretmenle gerçekleştirdiğimiz söyleşiye geçmeden önce size onunla birlikte yapmaya çalıştığımız şeyin hikâyesinden bahsetmek istiyoruz biraz. Özellikle altını çizmek isteriz ki; yapmış olduğumuz şey asla bir yardım kampanyası değil, üreterek adaletin sağlanmasına, kendi imkânlarımız dâhilinde küçük de olsa bir katkı sunma çabası.

Bizim hane içerisinde içerik üretmediğimiz zamanlarda da üretimi sürdürdüğümüz küçük bir üretim alanımız vardı. Bu küçük üretim alanı zamanla içimizi besleyen bir alana dönüştü ve atölyenin ruhu da burada filizlenmiş oldu. Şimdilerde ise atölye aracılığıyla Metni Hane ekibinin ve hanemizle bağı olan görünmez kadınların tasarlayıp, ürettikleri ürünleri web sitemizin Kepenk bölümünde satışa sunmuş bulunmaktayız. İlk ürünümüz çok sevdiğimiz kitaplar için tasarladığımız kitap kılıfları. Bundan sonra da devamı gelecek olan ürünlerin satışından elde ettiğimiz geliri; atölyenin devamlılığını sağlamak ve sevgiyle üreten kadınların emeklerini desteklemek amacıyla kullanacağız.

Bu işin en güzel yanı ise Kepenk aracılığıyla satışı gerçekleşecek olan her üründen elde ettiğimiz gelirin 5 Tl’lik tutarının, çocuklarımızın okul ihtiyaçları için kullanılacak olması. İşte Gamze Öğretmen’le buluşma noktamız da burası; yani çocuklarımız. Dilerseniz hikâyenin geri kalan kısmını ‘‘Renkli potinli çocukların belleklerinden öpüp, başlarına şiir geçirmek gerek’’ diyen Gamze Öğretmen’den dinleyelim.

Merhaba Gamze..Öğretmen kimliğinin ötesine geçerek, bize biraz kendinden ve hayallerinden bahsetmeni istesek neler söylersin?

Öncelikle içten bir merhaba. . Bu keyifli söyleşi için Metni Hane ekibine çok teşekkür ediyorum.

Benim adımın hiç önemi yok. Sıradan bir insanım bende. İnsan olmak için çabadayım. Aynı zamanda bir öğretmen ve öğrenenim. Yaşamımın her karesine anlamlar yüklemeyi seviyorum. Çay içtiğim kupanın, tarçınlı kurabiyenin, yolun, yolculuğun, valizin, annemin yeşil gözlerinin, ellerimin, bir çift yeşil gözün, peronların, Ankara’nın ve daha sayamadığım birçok şeyin benim için manası çok fazla. Bu kadar içli yaşayan bir insan olarak da öğretmenlik benim için paha biçilemez bir meslek. Yıllar önce KPSS sınavı için hazırlanırken aklımda tek bir hedef vardı oda çocukların hayatlarına dokunabilmekti. Bu düşünce benim kalemime yoldaş oluyordu. Ve biz ikimiz, kalemim ve ben bu hedef için çaba veriyorduk.

Atandığım ilk günün gecesi hiç uyuyamamıştım. Beni neler bekliyordu? Nasıl bir hayatın başrolü yahut konuk oyuncusu olacaktım? Atandığım şehre gittim. Görev başlama kâğıdımı aldığım gün içimde bir kelebek dans ediyordu. Okulumun yolunu annem ve babamla öğrendim. Her daim salaş giyinen biri olarak bir tane beyaz gömlek ve siyah pantolon bulup, üzerime geçirdiğim o anı es geçemeyeceğim. Okula geldik. Sıvası dökülmüş bir duvar, rengi solmuş bir okul, koca bir bahçe lakin hiç oyun alanı yok. Evet dedim, işin çok. Sınıfa ilk adımımı attığımda 48 çift göz beni izliyordu. Elimi nereye koyacağımı şaşırmıştım. ‘‘Merhaba’’ dedim, yarı titrek. Ve o günden sonra bizim hikâyemiz başladı. Onların ablası, annesi, kardeşi, öğretmeni, öğreneni oldum. Benim ilk göz ağrılarım. Onları çok seviyorum.

 

‘‘Renkli potinli çocukların belleklerinden öpüp başlarına şiir geçirmek gerek..’’ diyorsun ve bizce bu cümle senin çocuklara olan bakışının özü. Birde senden dinlemek isteriz onları..

Benim gözümde onların adı "Mayıs Papatyası." Mutsuz bir günümün ardından sınıfa girdiğim zaman her şeyi unutuyorum. Cıvıl cıvıllar sınıfımda adeta bir karnaval havası hâkim. Çocuklar hem öğrenen hem de öğreticiler. Nasıl ki bir anne çocuğunu her anlamda korur ve kollar ise ben de onların tek bir saç tellerine dahi zarar gelsin istemiyorum. Aynı zamanda hayatın içinde düştükleri zaman da ancak kendileri isterlerse kalkabileceklerini ifade ediyorum. Eğitimin her kademesinde; çarpmayı, bölmeyi, mevsimleri, dil bilgisini öğrenebilirler. Fakat "değerleri " öğrenmek zaman alabilir. O yüzden öncelik olarak değerler eğitimi üzerinde duruyorum. Nezaket kalıplarının teoride değil, pratikte daha anlamlı hale geleceği kanısındayım. Sınıf içinde hiçbir çocuğa "çiçek ol, elini bağla, otur " gibi emir kalıplarını kullanmıyorum. Her şeyi rica ediyorum. Ve onlar benden bir şey isterken ben nasıl istiyorsam o şekilde isteklerini ifade ediyorlar. Kapı çalmanın, özür dilemenin, tebrik etmenin, okul içinde ki temizlik görevlilerine kolay gelsin demenin iletişimde ki rolünün farkında birer birey olarak yetişmeleri temel amacım. Geleneksel kalıpların dışında, hayatı sınıfa taşıyorum. "Hayat Bilgisi " dersinin temel bir sloganı vardır: "Mutlu bireyler yetiştirmek." Mutlu olan her çocuk, sorumluluğunu yerine getirecektir. Bu bağlamda çocuklarımın mutlu olması için farklı teknikler ve yöntemler kullanmaya çalışıyorum. Evet, biz bir köy okuluyuz. Çok eksiğimiz var her anlamda. Fakat ben çocuklarımı eğitimde eşitlik ilkesini temel alarak her türlü imkân ile buluşturmayı önemsiyorum. Başladığım ilk gün projeksiyon aracı için kolları sıvadım. Ardından kitap, kalem, defter yardımları oldu. Çesit çeşit boyalarla kucaklaştık. Renkli çalışmalar ve yüzler inşa ettik. Ardından her çocuğun gelişimine uygun kitap kampanyaları için kolları sıvadık. Kütüphanemizi kurduk. Basketbol potası ve toplarıyla bahçemizi beden eğitimine uygun hale getirdik. Kozmopolit bir sınıfım vardı. Suriye kökenli öğrencilerimin de var olduğu sınıfımızda; kardeşliği, kimsenin bir diğerinden üstün yahut aşağıda olmayacağını; yani eşitliği öğrendik.

Bu bağlamda toprağa tohum ektik. Bolca su verdik. Güneşe çıkardık. Sabrettik. Ve zamanla papatya oldular. Düşünün, bir sınıf dolusu papatya.

Ve yeri geldiğinde, onlar da benim yanlışımı düzelttiler. Öğretmen de hata yapabilir. Ve öğrenciler onu uyarabilir. Ben otoriter, korku dolu bir figür olmak istemiyorum. Onların her daim benim yanımda kendilerini rahatça ifade edebilmelerini istiyorum.

 "Yaşar Kemal'in " bir sözü vardır: "Çocuklar da insandır." Onlara o noktadan bakmak gerekiyor. ‘‘Renkli potinli çocukların belleklerinden öpüp, başlarına şiir geçirmek gerek.’’ Naif çocuklar yetiştirirsek; dünya daha da güzelleşir. Haberlerde sıkça tanık oluyoruz. Kadına, hayvana, doğaya, kısacası her türlü canlıya şiddet uygulanıyor. Kritik dönemde bu konuların önemini anlatmak, bunlar üzerine pratik yapmak gerekiyor. İyi ki varlar. Hep olsunlar. Dilerim gelecekte en iyi yerlere önce karakterleriyle, sonra da kariyerleri ile gelsinler.

Bugün sosyal sorumluluk projelerinin ve yardım kampanyalarının birçoğu amacından sapmış gibi. Bazıları ise tamamen vicdan rahatlatan ya da ego tatmin eden projeler sanki ve amaç balık tutmayı öğretmekten ziyade, balık vermek gibi çoğu zaman. O nedenle bu işe girişirken de biraz temkinli yaklaştık. Ama senin çocuklar için yaptıkların bize ilham verdi. Sosyal sorumluluk projeleri hakkında ki düşüncelerini merak ediyoruz?

Sosyal sorumluluk projeleri beni her daim heyecanlandırmaktadır. Nedenine gelirsek; özellikle köy okullarında öğretmenlik yapan öğretmenlere büyük iş düşmektedir. Bazı okullarda temizlik görevlisi bile olmayıp, öğretmen temizlikten de sorumludur. Okulun düzeni, eksiklikleri, çatısı, boyası derken öğretmen yorulmaktadır. Her şeye koşturan insan bir noktadan sonra tıkanmaktadır. Tam da bu noktada sosyal sorumluluk projesi dâhilinde bizlere elini veren, bizim tasamızı kendine dert edinip bir şeyler yapmak için çabalayan insanların var olduğunu bilmek bizi mutlu etmektedir. Tek taştan duvar olmaz. Bu çocuklar hepimizin. Neden el ele verip umudun, güzelliğin türküsünü söylemeyelim? İyi insanlara o kadar ihtiyacımız var ki. Her gün derse başlamadan önce tahtaya yazdığım cümle şu: ‘‘Bugün iyi bir insan olmak için ne yaptım?’’  Tek bir kalem, tek bir silgi, tek bir kitap, tek bir boncuk tanesi, miktarı hiç önemli değil. Çocuklar onlar için bir şey yapıldığı zaman mutlu oluyor. Bunu bizzat 40 çift gözde gördüm. Işıl ışıl, renk renk ,hayat dolu. Çorbada neden tuzumuz olmasın? Bu projeye gönül veren herkesin ellerinden öperim. Kitap kılıfının içini papatyalarla dolduran her el, her fikir, her güzel düşünüş baş tacıdır.

Ben herkesten biri, fazla inatçı.

Ben her çocuktan biri, fazla iştahlı.

Ben her anneden biri, fazla güçlü.

Ben her öğretmenden biri, fazla azimli.

Ben her insandan biri. Sadece biri.

Süse lüzum yoktur.

Sizleri kucaklıyorum.

 

 

 

 

 

 


Kulanıcı Yorumları

Bu içeriğe daha önce yorum yapılmamıştır . İlk yorum yapan kişi olmak istemez misiniz ?

Yorum